Pazar, Kasım 25, 2007

KÜTÜK


 

         Sokak üniversitesi öğrencileri her şey bilir. Onlarla söz yarıştıramazsın. Sustukça üstüne gelirler. İnsan olarak;   haydi, seyittir git demek, aldığımız kültüre sığmıyor. Gelişi güzel sorularla insanın canını sıkarlar. Sen ne yapırsun? Nereye gidiyorsun? , Ne yiyiyorsun?,Nereden gelip, neye gidiyorsun? Namazın kıldın mı? Orucunu tuttun mu? Kurbanını nerede kestin? Dana mıydı? Kuzu muydu? Bankada param var mı? Kaç araban var?   Kaç evin var? Saçma sapan sorularla olursunuz kütük gibi sarhoş.

          Kütük kavramının içine dalalım. Kendimizi bulup ayılalım. . Ne çıkar sözün sonunda, sonun sonunda?   Bu söz bana çok güzel anılar ve olgular anımsatıyor. İnce ağaç dallarına halkımız çırpı adı verilir. Kesilmiş çırpılardan artta kalan kalın olanlarına odun, odunluk diyerek;   tasnif etmeye çalışır. Kalın olan,  ağaç gövdelerine ise kütük diyerek isimlendirir.

         Benim en ilgimi çeken tarafı,  dalları, budakları ve gövdesi kesilerek,  toprağa tutunan  kısmın adı; KÜTÜK kavramı zihnimi meşgul eder.  Üzüm asma fidanlarına  , evrak kayıt defterlerine, nüfus ve tapu kayıt defterlerine de kütük adı verilmesi ilgimi çekmez.

         Kök ile kütüğü birbirinden ayırmak gerekir. Kütüğe güç veren toprağın altındaki köklerdir. Kütüğün görüntüsü, kökün   büyüklüğünü gösterir. Nerede bir ağaç kesilse yüreğim sızlar. Kök ve gövdeyi bir birinden ayırarak  kütük görüntüleriyle dolu, yangından çıkmış kıyıma uğramış   ormanları gözümün önüne getiririm.

         Ormanla insanın ilişkilerini yok saymak düşünülemez. Anadolu'muzda bir avuç kalmış ormanlara düşman zihniyetlerin, bir avuç altın, bir avuç çıkar için   Kaz Dağları'nın, Madra'nın, Ulus Dağı'nın, Seydan, Alaçam; Dursunbey dağlarını talan etmelerine göz yumanlar, varlıklarına varlık, zenginliklerine zenginlik katarken bölge kalkının yoksullaşmasına, dağların   kelleşmesine, yer altı ve yer üstü  zenginliklerimizin talan edilmesine  yol açtıklarını izliyor ve gözlüyorum.

         Siyaset; iktidar ve muhalefet kendi geleceklerinin kaygısıyla göstermelik komisyonlarla, gerçek çözümlerden uzak tavır ve edalar içinde söylemlerle havanda su dövdüklerini, sorunlara göstermelik çözümler ürettikleri, makyaj çalışmalarıyla   meşgul olduklarını vatandaş izliyor.

         ÜLKEMİZİN, İÇERİDE VE DIŞARIDA YAŞADIĞI; Siyasi, ekonomik, kültürel, ahlaki, hukuki ve asimetrik davranışlar   karşısında; kırılan , kesilen yok edilen dallarımız kollarımız , canlarımız nasıl canlanacağız?

         Oy desteğiyse oy desteği, milletse, millet; iktidarın arkasında. Meydanlar Gelincik tarlası gibi, Al bayraklarla donanmış. Daha ne gerekli?   Eksik olan nedir? Aklımca kafayı ona yormaya başladım.

         Zeytin kütüğü gibi olmalı insanın düşüncesi, kesildikçe, budandıkça fışkıran biçimde. Çam kütüğü gibi olmalı insanın düşüncesi, reçinesiyle yandıkça ısı ve ışık vermeli çevresine. Meşe kütüğü gibi olmalı dayandığın düşünce.  

        

0 Comments:

Yorum Gönder

<< Home