NORMALLEŞTİREBİLDİKLERİMİZDEN MİSİNİZDİR?
Sözcüklerin beynini, midesini, karnını ve hücre yapısını açmadan, yaşamı anlamlandırmak, iç açıcı olmuyor. Bizim dilimizin öz yapısı gereği; kök sözcüklerimize sondan sona eklemelerle anlatımlarımıza zenginlikler katmaya özen gösteriyorum. Dilimizin yazıldığı gibi okunması, okunduğu gibi yazılması Türkçe’mizin ayrı bir güzelliğidir. Karamanoğlu Mehmet Bey’den günümüze bu anlam zenginliğini korumuştur.
Norm; ad olarak dilimize Latince’den ve fransızca’dan aktarılmış, konuk sözcüklerdendir. Kural olarak benimsenmiş, yerleşmiş ilke ya da yasaya uygun durum, düzgü. Normal: Kurala uyan, alışılagelen, düzgüye uygun.... Bu anlamlardan hareketle yaşam alanlarımızda ki her türlü söz, eylem ve olgular bu düzgüye uygun olarak gerçekleşmesi hepimizin beklentisidir. Bu bağlamda ele aldığımızda; insanımızın kültürel dokusuna uygun olarak edinimlerimizi paylaşmamız daha anlamlı olur.
Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün yolundan ilerleyerek konumuza açıklık getirelim. Ulusal Bağımsızlık ve çağdaşlaşma istencinin temelinin atıldığı, eğitiminin verildiği okullarımızı şöyle tanımlar. “OKUL, GENÇ BEYİNLERE; İNSANLIĞA SAYGIYI, MİLLET VE ÜLKE SEVGİSİNİ, BAĞIMSIZLIK ONURUNU ÖĞRETİR.” İşlenen ve işlenecek olan konuların ölçütünü , düzgüsünü açıklar. Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu güne kadar, eğitim ve öğretim proğramlarının kaç kere, yaz-boz yapıldığından haberiniz var mı? “ “Eğitimdir ki; bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı yüksek bir topluluk halinde yaşatır. Ya da Tutsaklık ve yoksulluğa bırakır.” (1925) te bunları hatırlatıyor. Sizce her yıl milyonlarca öğrencinin dershane kapılarında, özel öğretmenlerin, ağabey ve ablaların insafına bırakılması normal mi?
Havale sistemini işletip; devletimizin devlet olma ve milli olması gereken bir asli görevin; ticari, siyasi kaygılar içindeki kurumlara bırakılması normal mi? Çarşı pazarda; Okul Koruma Derneklerinin, aile birliklerinin asil yardımsever ve vefakar katkılarıyla gerçekleştirdikleri kermes gelirlerine bırakılmayacak kadar önemlidir. Şu kış günlerinde, yakacak, temizlik, tebeşir ve kırtasiye giderlerini zar zor karşılayan okul idarecilerinin yöneticilerin insiyatifine bırakılması normal mi?
Elinde çantası; dershane,dershane dolaşan, kapı kapı özel ders veren, öğretmen öğretmenlerin durumu, öğretmen peşinde koşan velilerin koşuşturması sizce nasıl? İnsanların fakirliği üzerinden nemalananlar, bunu fırsat bilip kurşun asker yetiştirenler normal mi?
Hukukçular ,hukuk uygulamalarından, eğitimciler eğitim uygulamalarından, kadınlar, kadın-erkek eşitliği uygulamalarından, şiddetten, kap-kaçtan, ulaşım ve alış veriş stresinden, yollarda trafik teröründen, pazarlarda terazilerin dengesizliğinden, Kırsal ve kent varoşlarındaki insanların boş zamandan yakınmaları, üreticinin ürün fiatından, bankaların kredi pazarlama yarışında olmaları, veyakınmaları normal mi?
Herkes sus pus. Ağznı bıçak açmıyor. İktidar göklerde, muhalefet yerlerde. Acaba gördüğümüz gerçekler hayal mi, normal mi? Ya siz! Nomalleştireştirebildiklerimizden misinizdir? En normali, 2006 yılında, tüm umutlarınızın gerçekleşmesi dileklerimi sunmaktır.
Norm; ad olarak dilimize Latince’den ve fransızca’dan aktarılmış, konuk sözcüklerdendir. Kural olarak benimsenmiş, yerleşmiş ilke ya da yasaya uygun durum, düzgü. Normal: Kurala uyan, alışılagelen, düzgüye uygun.... Bu anlamlardan hareketle yaşam alanlarımızda ki her türlü söz, eylem ve olgular bu düzgüye uygun olarak gerçekleşmesi hepimizin beklentisidir. Bu bağlamda ele aldığımızda; insanımızın kültürel dokusuna uygun olarak edinimlerimizi paylaşmamız daha anlamlı olur.
Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün yolundan ilerleyerek konumuza açıklık getirelim. Ulusal Bağımsızlık ve çağdaşlaşma istencinin temelinin atıldığı, eğitiminin verildiği okullarımızı şöyle tanımlar. “OKUL, GENÇ BEYİNLERE; İNSANLIĞA SAYGIYI, MİLLET VE ÜLKE SEVGİSİNİ, BAĞIMSIZLIK ONURUNU ÖĞRETİR.” İşlenen ve işlenecek olan konuların ölçütünü , düzgüsünü açıklar. Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu güne kadar, eğitim ve öğretim proğramlarının kaç kere, yaz-boz yapıldığından haberiniz var mı? “ “Eğitimdir ki; bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı yüksek bir topluluk halinde yaşatır. Ya da Tutsaklık ve yoksulluğa bırakır.” (1925) te bunları hatırlatıyor. Sizce her yıl milyonlarca öğrencinin dershane kapılarında, özel öğretmenlerin, ağabey ve ablaların insafına bırakılması normal mi?
Havale sistemini işletip; devletimizin devlet olma ve milli olması gereken bir asli görevin; ticari, siyasi kaygılar içindeki kurumlara bırakılması normal mi? Çarşı pazarda; Okul Koruma Derneklerinin, aile birliklerinin asil yardımsever ve vefakar katkılarıyla gerçekleştirdikleri kermes gelirlerine bırakılmayacak kadar önemlidir. Şu kış günlerinde, yakacak, temizlik, tebeşir ve kırtasiye giderlerini zar zor karşılayan okul idarecilerinin yöneticilerin insiyatifine bırakılması normal mi?
Elinde çantası; dershane,dershane dolaşan, kapı kapı özel ders veren, öğretmen öğretmenlerin durumu, öğretmen peşinde koşan velilerin koşuşturması sizce nasıl? İnsanların fakirliği üzerinden nemalananlar, bunu fırsat bilip kurşun asker yetiştirenler normal mi?
Hukukçular ,hukuk uygulamalarından, eğitimciler eğitim uygulamalarından, kadınlar, kadın-erkek eşitliği uygulamalarından, şiddetten, kap-kaçtan, ulaşım ve alış veriş stresinden, yollarda trafik teröründen, pazarlarda terazilerin dengesizliğinden, Kırsal ve kent varoşlarındaki insanların boş zamandan yakınmaları, üreticinin ürün fiatından, bankaların kredi pazarlama yarışında olmaları, veyakınmaları normal mi?
Herkes sus pus. Ağznı bıçak açmıyor. İktidar göklerde, muhalefet yerlerde. Acaba gördüğümüz gerçekler hayal mi, normal mi? Ya siz! Nomalleştireştirebildiklerimizden misinizdir? En normali, 2006 yılında, tüm umutlarınızın gerçekleşmesi dileklerimi sunmaktır.

0 Comments:
Yorum Gönder
<< Home